PROTOTİP · BETON
Planlama Geri bildirim ✉
Artist · Stand-up, kara mizah, politik hiciv

Deniz Göktaş

About

Deniz Göktaş, Türkiye'de stand-up komedinin bugün en önemli ve en cesur seslerinden biri: kara mizahı ve politik hicvi merkeze alan, kuru ve keskin anlatımıyla hem sahnede hem YouTube'da en geniş seyirciye ulaşan bir komedyen, podcast yayıncısı, mizah yazarı ve karikatürist. New York'taki Broadway Comedy Club'ın tanıtımına göre kısa sürede Türkiye'de en çok bilet satan stand-up komedyenlerinden biri oldu; Türkiye'nin yanında yurt dışındaki Türkçe konuşan seyirci için de sahneye çıkıyor. 2026'daki "Ölü Deniz" gösterisi ve ardından yaşadığı tutukluluk, onu Türkiye'de ifade özgürlüğü tartışmasının da merkezine taşıdı.

1994'te Ankara'nın Mamak ilçesinde doğdu. Vikipedi'ye göre babası Tuncelili, annesi Çorumlu bir memur ailesinden geliyor; Alevi nüfusun çoğunlukta olduğu Tuzluçayır semtinde, sol görüşlü bir aile ortamında büyüdü. Baba tarafından halk ozanı Âşık Gülabi'nin akrabası. Yükseköğrenimine Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nde inşaat mühendisliğiyle başladı, aynı üniversitenin psikoloji bölümünden mezun oldu; sinemacı olmak için geldiği İstanbul'da Kadir Has Üniversitesi'nde sinema-televizyon yüksek lisansına başladı.

Stand-up'a neredeyse tesadüfen, 2019'da TuzBiber Komedi Kulübü'nün açık mikrofon gecelerinde çıktı; Broadway Comedy Club'daki biyografisi bu başlangıcı eski İstanbul'da gıcırdayan bir bodrum katına bağlıyor. Daha geniş bir kitleye pandemi döneminde podcast'leriyle ulaştı: Podbee'nin yayımladığı "Deniz Göktaş'a Ayıracak Vaktim Yok", bütün vaktini Deniz Göktaş'a ayırmak zorunda olan birinin hayat hakkındaki ipe sapa gelmez düşüncelerini anlattığı bir seri; Deezer'da da "Haset" adlı bir podcast'i var. 2020-2023 arasında Uykusuz dergisinde mizah yazıları yazdı, dergi için "Katılırsın Katılmazsın" adlı kısa bir podcast serisi hazırladı. Gibi dizisinin bir bölümünde konuk oyuncu olarak göründü, Ben Tek Siz Hepiniz (2022) adlı kısa filmde oynadı.

İlk gösterisini 2020-2023 arasında farklı sahnelerde oynadı ve 2023'te Ses Tiyatrosu'nda "Selam Selam" adıyla kaydedip YouTube'da yayımladı. Yurt dışında da sahneye çıktı; Londra'daki The Comedy Store'da çektiği "Birçok Arkadaşımı Almanya'ya Kaybettim" kesiti TuzBiber Stand-Up'ın kanalında yayımlandı.

İkinci gösterisi "Ölü Deniz"i ilk kez Ekim 2023'te Harbiye'de sahneye koydu ve üç yıl boyunca turnede oynadı; gösteri bu sürede 100 binden fazla seyircinin önüne çıktı. 1 Haziran 2026'da Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu'nda kaydedilen 90 dakikalık gösteriyi 24 Haziran'da, para kazanma özelliğini açmadan YouTube'da yayımladı. Video altı günde 7 milyon izlenme ve 16 bini aşkın yorumla platformun en çok konuşulan içerikleri arasına girdi, bir haftada 10 milyon izlenmeyi geçti.

Gösterinin yayımlanmasının ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, içerikteki ifadeler nedeniyle "halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama" suçlamasıyla soruşturma başlattı; soruşturma daha sonra "Cumhurbaşkanına hakaret" suçlamasıyla genişletildi. O sırada Hollanda'da tatilde olan Göktaş, yurt dışına kaçtığı iddiaları üzerine Türkiye'ye döndü ve 2 Temmuz 2026'da İstanbul Havalimanı'nda gözaltına alındı. İfadesinde sözlerinin tamamen mizah ve hiciv amaçlı olduğunu, kimseyi aşağılama kastı taşımadığını söyledi; ertesi gün tutuklanarak Çorlu'daki, kamuoyunda "kuyu tipi" diye bilinen Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi'ne gönderildi. Ağustos sonunda hakkında tahliye kararı verildiyse de "suçu ve suçluyu övme" suçlamasıyla yeniden tutuklandı. Tutukluluğu sürerken, Temmuz 2026'da "Ölü Deniz" TuzBiber Stand-Up aracılığıyla Edinburgh Fringe Festivali programına alındı.

Göktaş 28 Eylül 2026'da ilk kez hâkim karşısına çıktı. Mahkeme, "suçu ve suçluyu övme" suçlamasından beraat, "dini değerleri aşağılama"dan 7 ay 15 gün, "Cumhurbaşkanına hakaret"ten 11 ay 20 gün hapis cezası verdi ve Göktaş'ı 88 gün sonra tahliye etti. Savunmasında tutuklanmasına gerekçe gösterilen dört cümleyi video yayımlanmadan önce sahnede 197 kez söylediğini, bunların seyirciden alkış ve kahkaha alan şakalar olduğunu anlattı. Başına gelenlerin işine olan inancını artırdığını, özgürlüğüne kavuştuktan sonra daha büyük bir heves ve özgüvenle devam edeceğini söyledi; tek kaygısının bu davanın sahneye çıkanları otosansüre itmesi olduğunu ekledi.